Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası
Chamber of Sworn-in Certified Public Accountants of Ankara
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Mevzuatlar

ANKARA YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

MEVZUATI İZLEME KOMİSYONU KARARI



Karar No : 32

Tarih : 12.09.2002




I- KONU



Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde tanımlanan vergi ziyaı ve buna ilişkin olarak aynı yasanın 344. maddesinde yer alan vergi ziyaı suçuna ilişkin cezanın tutarının hesaplanmasında, ilgili verginin normal vade tarihi ile vergi/ceza ihbarnamesinin düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme faizinin yarısının da dikkate alınmasının vergilendirmeye ilişkin Anayasa ilkeleri açısından değerlendirilmesi hususundaki görüşlerimiz bu Kararın konusunu oluşturmaktadır.


II- KONUNUN İNCELENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ


A- İlgili Yasa Hükümleri



213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ceza Hükümlerini düzenleyen Dördüncü Kitabında 4369 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle, 1.1.1999 tarihinden itibaren kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları kaldırılarak yerine vergi ziyaı suç ve cezası getirilmiştir.



Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Kanunla değişik 341. maddesi hükmü aynen şöyledir: “ Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder...”



Öte yandan aynı yasanın vergi ziyaı suçu ve cezasını düzenleyen 344. maddesinin 4369 sayılı Yasa ile değişik halinin ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:



“ Vergi ziyaı suçu, mükellef veya sorumlu tarafından 341. maddede yazılı hallerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesidir. Vergi ziyaı suçu işleyenlere vergi ziyaı cezası kesilir ve bu ceza; ziyaa uğratılan verginin bir katına, bu verginin kanununda belirtilen normal vade tarihinden cezaya ilişkin ihbarnamenin düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için, bu Kanunun 112 nci maddesine göre ziyaa uğratılan vergi tutarı üzerinden hesaplanan gecikme faizinin yarısının eklenmesi suretiyle bulunur...”


B- Konunun Anayasa Hükümleri Açısından Değerlendirilmesi



Güçler ayrılığı ilkesi çerçevesinde oluşturulan Türk Devlet düzeninde yasama organı yetkisini kullanırken Anayasanın gösterdiği kural ve prensiplere uymak zorundadır. Bu doğrultuda kamu düzeninin kurulması ve korunması bakımından ceza hukuku alanında yapılacak düzenlemelerin hukukun genel prensiplerine uygun olması zorunludur.



Ceza hukukuna ilişkin bu ilkelerin en önemlilerinden birisi de bu alanda yapılacak düzenlemelerin açık, kesin ve belirli olması gereğidir. Bu husus Anayasamızın 38. maddesinde şöyle ifade edilmektedir. “ Kimse işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” Belirtilen bu Anayasa hükmü ceza hukukunda suç ve cezada kanunilik ilkesi olarak anılmaktadır.



Öte yandan Anayasa Mahkemesinin E.1999/10 K.1999/22 sayı ve 7.6.1999 tarihli kararında “suç işleyenin suçu işlediği tarihte ne kadar ceza ile karşılaşacağını bilmesi gerekir. Daha sonra cezanın azaltılması durumu hariç, herkes suçu işlediği günde yürürlükte olan kurala göre cezalandırılır. Bu kişiler için Anayasa ile teminat altına alınmış bir haktır.” denilmektedir.



Oysa Vergi Usul Kanunu’nda yer alan ve yukarıda belirtilen hükümde, suçun işlendiği tarihte ceza miktarı belirsizdir. Vergi kaybına yol açan mükellefin işleyeceği fiil için alacağı cezayı hesaplama olanağı yoktur. V.U.K.’nda düzenlenen gecikme faizinin oranı Bakanlar Kurulunca ekonomik koşullara göre değiştirilmektedir. Ayrıca, işlenen fiilin Maliye Bakanlığınca tespit edildiği ve buna ilişkin ihbarnamenin düzenlendiği tarih de farklılık arzedebilecektir. Fiil işlendikten 3 ay sonra tespit yapılabileceği gibi 4 yıl 11 ay sonra da tespite gidilebilir. Bu iki durumda kesilecek ceza tutarı çok değişebilecektir. Aynı fiili aynı tarihte işleyen ve koşulları aynı olan iki mükellefin alacakları ceza miktarı çok farklı olacak, bu yüzden eşitlik ilkesi de bozulacaktır.



Yürütme organını ceza üzerinde söz sahibi kılan, cezanın gecikme faizine endekslenmesi hususu aynı zamanda suç ve cezaların yasa ile belirlenmesini öngören Anayasa hükmü ile de çelişmektedir. Çünkü Vergi Usul Kanununun 12. maddesine göre, gecikme faizinin oranı gecikme zammının oranıdır. 6183 sayılı AATUHK’un 51. maddesine göre gecikme zammının oranı Bakanlar Kurulu’nca belirlenmektedir. Ayrıca, vergi/ceza ihbarnamesinin çeşitli nedenlerle gecikmesi de haksızlıklara yol açabilecektir.


III- SONUÇ



Komisyonumuz Kararının önceki bölümünde açıklandığı üzere; Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen vergi ziyaı cezasına ilişkin maddenin bugünkü halinin, Anayasanın “vergilendirmede açıklık, kesinlik, belirli olma ve eşitlik” ilkelerine aykırı olduğu ve çıkarılacak bir yasa ile düzeltimesi gerektiği, aksi halde anayasaya aykırılık davası açılması halinde hükmün iptal edilebileceği görüş ve sonucuna varılmıştır.





Yönetim Kurulu’nun 17.09.2002 gün ve 377 no.lu kararı ile benimsenmiştir.
Ad:
Soyad:








2010 © Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası
Kader Sokak No:30 06700 G.O.P. / ANKARA     Tel: (0312) 467 70 01 - 467 52 11 - 467 46 88    Faks: (0312) 467 57 95
ankymmo@aymmo.org.tr