Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası
Chamber of Sworn-in Certified Public Accountants of Ankara
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Mevzuatlar

ANKARA YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI



MEVZUATI İZLEME KOMİSYONU KARARI



Karar No: 34

Tarihi : 12.09.2002

Konusu : İşletmelerin aktifine kayıtlı olan binaların rayiç değerlerinin mahkemenin tayin ettiği bilirkişi tarafından tesbit edilerek bulunan değer ile kayıtlı değer arasındaki farkın sermayeye eklenerek Maddi Duran Varlıklar Değer Artış Fonu Hesabında muhasebeleştirilmesine ilişkin olarak Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı tarafından intikal ettirilen bu konuya ilişkin çalışmalar komisyon üyesi Mehmet Sakarya HAYTA tarafından yapılmış ve komisyonumuzca aşağıdaki sonuç ve karara varılmıştır.



I- KONU HAKKINDA AÇIKLAMALAR :



213 Sayılı Vergi Usul Kanununun Üçüncü Kitabını İktisadi Kıymetlerin değerlemesine ilişkin hükümler oluşturmaktadır. Burada değerleme esas ve ölçüleri belirlenmiş olup, Kanunun 269’ uncu maddesinde ise iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği hükmü yer almıştır. Bu çerçevede gayrimenkuller ve gayrimenkul olarak değerlenen kıymetler ile bunların maliyet bedeline giren giderler kanunda belirtilmiştir. İşletmelerin aktiflerinde yeralan iktisadi kıymetlerin muhasebe kayıtlarına intikal ettirildikleri tarihteki maliyet değerleri ile daha sonra bilanço gününde taşıdıkları rayiç değerler arasındaki farklılıklar işletmelerin öz varlıklarının ve dolayısıyla bilançoların gerçek durumu yansıtmamalarına neden olmaktadırlar. Bu durum, özellikle enflasyon dönemlerinde bilançolar hakkında işletme yetkililerinin, üçüncü kişilerin ve kamunun değerlendirmelerinde yanılmalarına neden olmaktadır. Ülkemizdeki enflasyon artışının ekonomi üzerindeki çarpıcı etkisini 10’ ar yıllık dönemlere bakıldığında görmek mümkündür. Fiyatlar genel seviyesi 1972-1982 döneminde 21.7 kat, 1982-1992 döneminde 45.7 ve 1992-2002 döneminde 205 kat artmıştır. Enflasyon nedeniyle iktisadi kıymetlerin değerlerinde meydana gelen değer düşüklüklerini giderici müessese olarak Yeniden Değerleme vergi mevzuatında yerini almış bulunmaktadır. Vergi Usul Kanununun Mükerrer 298 ‘inci Maddesine göre; bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bilançolarına dahil amortismana tabi iktisadi kıymetleri ve bu kıymetler üzerinden ayrılmış olup bilançoların pasifinde gösterilen amortismanları her hesap dönemi sonu itibariyle yeniden değerlenebileceği, yeniden değerleme sonucunda doğacak değer artışının bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterileceği, kurumlar vergisi mükelleflerinin değer artışının tamamını sermayelerine ilave edilebileceği, bu suretle sermayeye eklenecek değer artışlarının ortaklar tarafından işletmeye ilave edilen kıymetler olarak kabul edileceği, değer artış fonunun sermayeye ilave dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği taktirde, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde vergiye tabi tutulacağı hükmü yer almaktadır. Ayrıca, amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yeniden değerlemenin yapıldığı hesap döneminden itibaren sabit kıymetlerini yeni değerleri üzerinden itfa edeceklerini, şu kadar ki bina, arsa ve arazilerin yeniden değerlemeden önceki kıymetleri üzerinden amortismana tabi tutulmaları Kanunun ilgili maddesinde öngörülmektedir.



II- KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ :



Konu yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; yeniden değerlemenin yapılması ile esas ve usulleri Kanunla ayrıntılı olarak belirlendiği, kimler tarafından ve hangi kıymetler için ne şekilde yapılacağının ortaya konulduğu, Vergi Usul Kanununda belirtilen değerleme ölçü ve esaslarının dışında mükelleflerin iktisadi kıymetlerini değerlendirerek fon oluşturmalarına Kanun cevaz vermemektedir. Diğer taraftan, iktisadi kıymetlerin yeniden değerlemeden sonraki yeniden değerlenmiş değerleri üzerinden amortisman ayırma imkanlarının binalar için öngörülmemesi durumunu da dikkate alındığında mükelleflerin bilançoda yer alan maddi duran varlıklarından gayrimenkulleri Kanunda belirtilenlerin dışında kendi istekleri yada Mahkemenin tayin ettiği bilirkişiler marifetiyle değerlendirme yaparak muhasebeleştirilmesine imkan bulunmamaktadır. Dolayısıyla, gayrimenkullerin kayıtlı değerlerinin değerlenmiş değere yükseltilerek değerleme farkının sermayeye eklenmesi veya 522 Maddi Duran Varlıklar Yeniden Değerleme Fonuna aktarılması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, Kanun hükmüne dayanmayan sermaye yedeklerinin (fiilen böyle bir yedek olsa dahi) sermayeye ilave edilmesi veya zarardan mahsup edilmesi, Hazine lehine olduğu gerekçesiyle kara ilave edilmesi veya zarardan mahsup edilmesi yada herhangi bir şekilde defter kayıtlarında gösterilmesine imkan bulunmamaktadır.



Diğer taraftan, işletmelerin aktiflerinde bulunan iktisadi kıymetlerin mahkemelerce tayin edilen bilirkişiler tarafından tayin edilen değer farklarının muhasebeleştirilmesi halinde, kayıt ve bilançoların üçüncü kişilerin yanılmalarına neden olabileceği gibi böyle bir işlemi gerçekleştirmeyen işletmelere göre farklılık ve eşitsizliklere de sebebiyet verileceği açıktır. Bu nedenlerden dolayı, mevcut kanuni hükümlerin dışında gayrimenkullerin her ne suretle olursa olsun değerlendirme yapılarak aktifte kayıtlı değerlerinin rayiç değere yükseltilmesi ve farkın fon hesabına atılarak bekletilmesi ya da bu fonun sermaye artırımında kullanılmasına kanunen imkan bulunmadığı görüş ve kanaatına varan komisyonumuz kanunda yapılacak düzenleme sonucunda işletmelerin aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin rayiç değerleri ile kayıtlı değerleri arasında farklılığın ortadan kaldırılmasında yarar bulunduğunu ve bunun için de Kanunda düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu düşünmektedir. Bu konuda yapılacak düzenleme tesis, makine ve taşıtlar ile gayrimaddi haklara da teşmil edilebilir. Öte yandan, Türk Ticaret Kanunun 293’üncü maddesine göre ayın olan sermayelerin ve devralınacak işletmelerin veya ayınların değerlerinin tayin edilecek bilirkişiler tarafından tesbit olunacak değerlere göre işlem yapılacakları tabii bulunmaktadır.



III- SONUÇ :



İşletmelerin aktifinde kayıtlı bulunan binaların kayıtlı değerlerinin Vergi Usul Kanunun Mükerrer 298’inci maddesine uygun olarak yeniden değerleme yapılmasının dışında her ne şekilde olursa olsun rayiç değere yükseltilmesinin Kanuna uygun bulunmadığı gibi, Mahkemelerce tayin olunan bilirkişiler tarafından tesbit olunan değerlerin bilanço değerleri olarak yansıtılmaları ve oluşan fonun sermayeye eklenmesinin mevzuata uygun bulunmadığı görüş ve kanaatına varılmıştır. Bununla birlikte komisyonumuzca Kanunda yapılacak düzenlemeler ile bilançolarda yer alan kayıtlı değerlerin gerçek değerleri yansıtmalarının sağlanmasında yarar bulunduğu düşünülmektedir.



Yönetim Kurulu’nun 05.11.2002 gün ve 383 no.lu kararı ile benimsenmiştir.
Ad:
Soyad:








2010 © Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası
Kader Sokak No:30 06700 G.O.P. / ANKARA     Tel: (0312) 467 70 01 - 467 52 11 - 467 46 88    Faks: (0312) 467 57 95
ankymmo@aymmo.org.tr